YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ, GELECEK İÇİN BARIŞ
Oscar Arias Sanchez
Kosta Rika Devlet Başkanı
Bahçeşehir Üniversitesi
İstanbul, Türkiye
24 Kasım 2009
Saygıdeğer Rektör Hanım
ve Değerli Dostlarım,
Böylesine umut dolu, aydınlık
bir etkinlikte, konuşmama hiç beklenmedik bir yerden başlamak istiyorum:
Köroğlu’nun karanlık ve vahşi efsanesinden. Eminim ki size bu
tanınmış Türk efsanesinin genç kahramanının intikam peşinde
olduğunu söylememe gerek yok. Babası zalim bir kral tarafından kör
edilmiştir, o da bunun intikamını istemektedir. Ama intikamının
peşinde koşarken, bütün dünyası değişecektir. Bazı tüccarlar,
daha önce Anadolu’da görülmemiş bir aletle gelirler: Tüfek. Bölge
liderleri bu aletle adeta büyülenirler ve gereksiz bir savaş başlar.
Köroğlu zamanla bu kısır döngü’nün hiç bitmeyeceğini anlar.Efsanenin
bir versiyonunda, aşağıdaki sözleri söyleyerek amacından vaz geçer:
Müfreze, müfreze, düşman
geli ve sıraya girdi
Karanlık kaderin yazısı
alnımıza yazıldı.
Tüfeğin icadıyla mertlik
bozuldu,
Ucu kıvrık hançer, kınında
paslanacak.
Bu cümleler yüzyılları
aşıp günümüze geldi. Üzüntülü hayıflanmaları, sadece
kendi dünyasını değil, bizim dünyamızı da lanetliyor. Hayıflanmalarını
bir durgunlık ve ve aynı derecede kötü bir ilerleme hissetmeden
nasıl anlarız. Durgunluk, çünki yüzyıllar önce onun gördüğü
şiddet, bugün hala devam ediyor. Şiddetin ilerlemesi, çünkü dünyadaki
silahlanma, onun asla tahmin edemeyeceği kadar büyümüş ve yayılmış
durumda. Dünyada bugün çok az yerde ateşli silahlar bir yenilik.
Daha güçlü ve öldürücü silahlar icat edilmiş durumda. Bugün
dünyadaki silah ticareti yıllık 1.5 milyar Dolar civarında. Ölüm
tacirleri, ticaretlerinde gittikçe zenginleşiyorlar. Çok fazla ülke
savaşı barışa tercih ediyor.Çok fazla ülke en zeki insanlarını
nüfuslarına daha fazla gıda bulmak, daha iyi okullar ve evler kurmak
gibi konular yerine, daha fazla insanı öldürmenin daha kolay yolunu
bulmaları için çalıştırıyor.Çok fazla ülke, kısıtlı bütçelerini
yaratıcı şeyler yerine yok edici güçlere harcıyor ve kötü kaderi
insanlarının alınlarına yazıyorlar.
Köroğlu efsanesi sorunlu
bir geleceği doğru tahmin etti. Ama bir konuda yanılıyordu. Dünyada
mertlik ve cesaret hala var. Bugün burada olan ve bizim zamanımızda
barışın olacağına inanan öğrencilerin ve öğretim üyelerinin
kalplerinde ve akıllarında cesaret var. Sizlerle kuracakları bağları
ve arkadaşlıkları düşünen Kosta Rika’daki Barış Üniversitesi’nin
öğrencilerinin ve öğretim üyelerinin kalplerinde ve akıllarında
da cesaret var. Sizin ülkenizle benim ülkemi bir araya getiren ve
bugün daha da sağlamlaştırdığıma inandığım, bağda da cesaret
var.
Tabii benim sözünü
ettiğim savaşçıların, savaş meydanlarında gösterdikleri
cesaret değil. Ben silahı almak yerine, onları bırakan
cesaretten söz ediyorum. Ben diyalog kurmayı, acele bir şekilde silaha
yönelmeye tercih etmekten söz ediyorum. Ben sizin ulusal sloganınız
olan “Yurtta barış, dünyada barış” ı yerine getiren cesaretten
bahsediyorum. Ben, insanlığın hepsi aptal savaş marşı söylerken,
, daha iyi bir gelecek için kuvvetli ve açık bir şekilde sesini
yükselten yalnız bir şairin cesaretinden bahsediyorum.
Benim küçük ükem Kosta
Rika, hem bölgesinde hem de uluslararasında sesini duyurmanın bir
yolunu buldu. Bugün sizlerle bunu paylaşmak isterim: Kosta Rika’nın
yurtta barış için şarkısını, dünyada barış için şarkısını
ve gelecekte barış için şarkısını. Bütün ülkelerin söyleyeceği
barış şarkısını.
Kosta Rika, Türkiye gibi,
iki kıtanın buluştuğu yerde, Amerika’nın ortasında bulunmakta.
Ülkem küçük bir ülke. Hem yüzölçümü, hem de nufus açısından
Türkiye’nin 15 de biri kadar büyüklükte. Ama benim ülkem cesur
bir ülke. Hayal kuran ve kurdukları hayalleri gerçeğe döndürmeyi
başaranların ülkesi. Kosta Rika Latin Amerika’nın en eski demokrasisine
sahip. 1948 yılında, kendi isteğiyle ordusunu lağveden ilk ülke
oldu. Bir zamanlar ordusunu büyütmek için harcadığı parayı, doktorların,
hemşirelerin, öğretmenlerin yetişmesi için harcamaya başladı.
Kosta Rika’da çocuklar hayatlarında hiç asker veya tank görmediler.
Onlar, omuzlarinda tüfek yerine, kollarının altında kitaplarla yürüyorlar.
Bunun sonucu olarak da Kosta Rika, Latin Amerika’nın okuma yazma
oranı en yüksek ve sağlık sistemi en iyi olan ülkesi.
Bizim yurtta barış şarkımızı
herkes söylüyor. Notaları, insanlarımızın hayatlarının bir parçası
oldu. Ancak, eğer sesimizi yükseltmezsek ve dünya’da barış şarkısını
söylemezsek, bizim şarkımızın melodisinin çok çabuk duyulmaz
hale geleceğini gördük. Latin Amerika’daki bir çok komşumuz ve
dünya’daki pek çok ülke bizimle aynı seçimi yapmadı. Savaşın
yüksek sesi hükümetleri baştan çıkarmaya ve ilerleme ümitlerini
yok etmeye devam etti. Onlar, silahlara ve savaşa olan sevgileri nedeniyle,
insanlarının aç kalmalarına, tedavi edilebilecek hastalıklardan
ölmelerine, fakirleşmeleirn ve eğitimsiz kalmalarına göz yummayı
tercih ettiler. Silahlanma sevdası uğruna, gerçek ihtiyaçları göz
ardı ettiler.Geçen sene orduları için toplam 4 milyar dolar harcayan
ülkeler için, ülkelerinin en büyük düşmanı kim? Çoğunluğu
için geri kalmışlık değil, yok etmeye çalıştıkları insan düşmanlar.Güvenliklerini
arttırmak için harcamalarını yükseltirken, savaş çıkaracak nedenlere
bakmıyorlar. Hastalığa değil, arazlara para harcıyorlar.
Eğer bu probleme bir çare bulunmazsa, dünyada barış şarkısı
asla söylenemeyecek.
Bu nedenle Kosta Rika uluslararası
platformda, sizin de destekleyeceğinizi umduğum, iki çözüm için
sesini yükseltiyor. Birincisi silah ticareti trafiği. 1997’de silah
trafiği için Uluslararası Silah Nakil Kodları’nı önermek üzere
ben ve yedi Nobel Barış Ödülü almış arkadaşım bir araya geldik.
Dünyadaki bütün nazik insanlar sayesinde, bu fikir Silah Ticareti
Anlaşması haline geldi ve şu anda Birleşmiş Milletler’de. Bu
anlaşma silahların gaddarlık ve soykırım için, insanlığa karşı
kullanımını veya insan hakları, uluslararası hukuk ve sürdürülebilir
kalkınmaya karşı olaylarda kullanılmak üzere ticaretini yasaklıyor.
Anlaşma ilerleme kaydediyor, ve öylede olmalı. Çünkü zaman ilerliyor.
640 milyon kısa menzilli ve hafif silahın %74’ü sivillerin elinde.
Şiddet nedeniyle hayatlarını kaybedenlerin başka seçenekleri, bizim
de başka bahanemiz yok. Bu anlaşmanın başladığı yolculuğu bitirmemiz
gerekiyor.
Tabii ki silahlanma konusundaki
kanunlar, bizim mücadelemizin bir kısmı. Uğraşmamız gereken daha
büyük problem, dünyada genel olarak askeriye’ye yapılan harcama,
hatta kaynakalrın en kısıtlı olduğu yerlerde bile. Bunun için
benim hükümetim Kosta Rika Fikirbirliği’ni sundu. Buna göre, gelişmekte
olan ülkeler eğitime, sağlığa, toplu konut yapımına ve çevrenin
korunmasına daha fazla, orduya ve silaha daha az bütçe ayırdıklarında,
ülkelerinin boçları silinecek ve daha fazla yardım verilecek. Dünyadaki
gelişmiş ülkeler artık çocuklarını eğitmek yerine, ordularına
para ayırmayı tercih eden ülkeleri destekleyemezler. Artık insanlarının
gerçek ihtiyaçlarını yok sayan liderlerin arkasında duramayız.
Umarım ki Türk insanları
da bizim bu önerilerimizi gerçeğe çevirmemizde yanımızda
olurlar. Yine umarım ki üçüncü ve sonuncu şarkıyı
söylemek için insanlarımız bir araya gelirler. Eğer her seyi doğru
yaparsak, bu şarkı, söylemeye ihtiyaç duyduğumuz son şarkı olacaktır:
bu şarkı Gelecek için Barış şarkısıdır. Geçmişte yapılan
yanlışları düzeltmemiz şart, ama gençlerimizi yarattığımız
zor gelecek için hazırlamamız da şart. Yanlışlık olmasın: gençlerimizin
devralacağı gelecekte, ülkelerin iş birliği yapmaması gibi bir
seçenek yok. Bu insan, ırkının devamı için mecburi. Bu yıl yaşadığımız
ekonomik kriz, sınırların öneminin giderek azaldığını ve gelecekteki
liderlerin sınırları aşmak zorunda olduğunu gösterdi. Karşılaştığımız
çevresel sorunlar, bugüne kadar hiç olmamış şekilde beraber çalışmamızı
gerektiriyor. Çünki herhangi bir yerde çıkan çevresel bir kirlenme
ve yok etme her yerdeki hayatı tehdit ediyor. Bu problemler hepimizin
omzunda ama çözümleri çocuklarımıza bağlı. Onlar ebeveynlerinin
başaramadığını, başarmak zorundalar.
Bu bir tek anlama geliyor:
Onları bizlerin eğitildiği şekilde eğitemeyiz. Albert Einstein
deliliği: “bir şeyi tekrar tekrar aynı şekilde yapıp, farklı
bir sonuç beklemek” olarak tanımlıyor. Biz, eğer genç mezunlar
devamını getiremeyecekse, dünyada bir barış politikası yaratamayız.
Biz okullarımızda direkt olarak konuşamazsak, savaş mentalitesini
değiştiremeyiz. Bizim gençlerimizi barış için hazırlamamız lazım.
Dil, kültür ve din bariyerlerini
aşmamız çok önemli. Ben her zaman köprüler kurmanın, duvarlar
yapmaktan daha önemli olduğunu söylerim. Türkiye belkide bu yüyılın
en önemli köprüsünün kurulmasında çok önemli bir rol oynadı:
Hırıstiyanlık ile Müslümanlık arasındaki köprünün. Türk insanları
sayesinde, bu ülke ayrımcılığa çok kolay bir şekilde düşebilecekken,
hürriyetin ve layikliğin neferi oldu. Bizlere tolerans ve özgürlükler
var oldukça, eşit ortaklar olarak bir arada kalabileceğimizi gösterdi.
İsterdim ki bu düşüncenin daha yaygın olsun. Bunu yapabileceğimiz
tek yer, sınıflarımız.
Bunu nasıl başarabiliriz?
Öncelikle çocuklarımızı eğitirken verdiğimiz değerleri tekrar
gözden geçirmeliyiz. Bugün sizlerle insanlığın gelişimini tehdit
eden,askeri harcamalardaki acil konuları konuştum. Ama bu cümleler
sadece hükümet koridorları ve ara sıra yapılan konuşmalar ile
sınırlı kalırsa etkileri çok az olur. Bugün konuştuğumuz bu
konuları ders programlarına alıp, sınıflarda konuşmamız gerekiyor.
Öğrencilerimizin bazı gerçekleri sorgulamalarını ve daha iyi çözümler
aramlarını sağlamamız lazım. Öğrencilerimize, savaştaki zaferleri
değil diyalogların zaferlerini, tarihsel savşlardaki önemli günleri
değil, barış anlaşmalarının imzalandığı tarihleri öğretmeliyiz.
Bundan daha önemli hangi konu olabilir? Barış’ın değerinin anlatılmadığı
hangi ders daha önemli olabilir? Kosta Rika Barış Üniversitesi’nin
evi. Ama her üniversitenin, aynı ismi taşımasa da, aynı amaca sahip
olması gerekmez mi?
Bu değerler, gerçek temel
bilgiler ile birleşmeli. Bu nedenle ikinci amacımızın, barış süreçleri
ve müzakere için gerekli becerileri kazandırmak olmalı. İstanbul’daki
İhtilaf Çözüm Merkezi bu konuda çok yardımcı olacak. Aynı şekilde
bir merkezin San Jose’de açılmasıda Arias Barış ve İnsanlık
Gelişimi Vakfı tarafından planlanıyor. Umarımki bu iki merkez ve
aralarındaki iş birliği dünyadaki başka merkezler için örnek
teşkil eder.Ancak, bu bilgileri çocuk yaştaki vatandaşlarımıza
da öğretmeliyiz. İhtilafları çözme konusundaki başarı hükümetlerin
ve diplomatların dünyasinda olduğu kadar, komşular arasinda da aynı
derecede önemlidir. Barış çalışmaları her toplumda ve her şart
altında onurlu bir yeri hak ediyor.
Üçüncü olarak, bu iki önemli
üniversitenin uyguladığı öğrenci ve öğretim üyesi değişim
programını daha da yaygınlaştırmalıyız. İngiltere’deki öğrencilik
günlerimden beri, en yetenekli hocanın, en iyi kitabın ya da en muhteşem
teknolojinin, başka bir ülkede günlük hayatta yaşanan deneyimlerin
yerini alamadığını düşünürüm. Tükiye’yi ziyaret eden her
Kosta Rika’lı öğrenci ve Kosta Rika’yı ziyeret eden her Türk
öğrenci, ülkelerine bir gezginin bilgeliği ve ülkelerinin barış
konusundaki misyonlarına bağlılıklarını pekiştirme isteği ile
dönecektir.
Son olarak, vatandaşlık eğitimini
de ders programlarımızın içine almalıyız. Kosta Rika’nın komşu
ülkelerinden Honduras’da son zamanlarda yaşanan olayları biliyorsunuzdur.
Oradaki ihtilal ülkeyi ve insanlarının günlük hayatlarını felç
etti. Bu olaylar bize bir kez daha kurumlar oluşturmanın, seçimler
yapmanın, demokrasinin diktatörlüğe karşı zafer kazanması için
yeterli olmadığını gösterdi. Çocuklarımıza bu kelimelerin gerçek
anlamlarını öğretip, onlara tarih sahnesinde ön sıralarda yer
vermeliyiz. Onlara bir ülkenin kaderinin sadece liderlerine değil,
vatandaşlarının, genç veya yaşlı, seslerinin gücüne ve oylarına
da bağlı olduğunu göstermeliyiz. Onlara, özgürlüklerini korumanın
bir kaç güzel söze değil, günlük hayattaki davranışlarına bağlı
olduğunu anlatmalıyız. Hasidic geleneğine göre, çok akıllı olup
ama az iş yapan bir insanın, aynı çok dalı olup kökleri sağlam
olmayan bir ağaç gibi, yıkılması çok kolaydır. Ama öğrendiklerini
fiile dökmeyi başaran bir insan, “bir kaç
dalı olup, güçlü kökleri ile dünyanın bütün rüzgarları
bile gelse ayakta kalan bir ağaç
gibidir”. Her sınıftaki her öğretmenin amacı, öğrencilerine
sadece barışın ve özgürlüğün anlamını değil, hayatlarını
bu değerlerle yaşamalarını öğretmek olmalıdır.
Ancak bu değişiklikleri sağlamayı
başarabilirsek, arkasında savaşlar değil sadece barış’ı miras
bırakan ilk nesil olma imkanını yakalarız. Ancak bu şekilde, çocuklarımız
ve torunlarımız, ebeveynlerinin kör olmadığını, sonunda görebildiklerini
söyleyeceklerdir.
Dostlarım,
Bu Üniversite’nin liderlerine
bana ve Kosta Rika halkına bu onuru verdikleri için minnet duyuyorum.
Onların adına bu Onursal Doktora’yı kabul ediyorum. Bugün
sadece bu iki yüksek eğitim kurumunun bir araya gelişini değil,
tarih ve mesafeler ile ayrılmış ama ortak bir amaçta birleşmiş
iki ülke arasındaki dostluğu kutluyoruz. Bu Üniversite’nin bir
parçası olmaktan gurur duyuyorum. Kendimi ve ülkemi Türkiye’nin
dostu olarak adlandırmaktan gurur duyuyorum. Bugün sizlerle birlikte,
Köroğlu’nun ülkesinde ve bugünün Köroğulları’na, bu dünyada
hayatları savaş ve şiddetle değişmiş olan bütün genç insanlara,
farklı bir son için destek vermekten gurur duyuyorum.
Çünki biz bu teşebbüs’ü
destekliyoruz. Biz insanlık destanında yeni bir bölüm yazıyoruz.
Aynı eski destanlarda olduğu gibi, bu destan bir kişi tarafından
değil, bir çok insan tarafından yazılıyor. Bu yolda her barış
şarkısı, her şiir kıtası, bu hikayenin nasıl biteceğini etkileyecek.
Eğer hepimiz üstümüze düşeni hatta biraz fazlasını yaparsak,
eğer her hükümet önceliğini insanlarının ihtiyaçlarına verirse,
eğer insanlık tarihini bugüne kadar yöneten şiddet paradigmalarını
sınıf sınıf eğiterek değiştirirsek, burada muhteşem bir zaferle
çıkabiliriz. Tolerans’ın zalimliğe karşı zaferiyle.... Zekanın
şiddete karşı zaferiyle...Zamanımızda kazanılan barış’ın
zaferiyle....